Ataksi Telanjiektazi

Ataksi Telanjiektazi (A-T)
-Progresif nörolojik bozukluklar
-Değişken bağışıklık sistemi yetmezliği
-Gözde ve ciltte  telanjiektazi (damar genişlemeleri) ile karakterize kompleks multisistem bir hastalıktır.

Epidemiyoloji
-Otozomal resesif geçişlidir.
-Tüm dünyada, tüm ırklarda bildirilmiştir.
-Kız ve erkeklerde eşit oranda görülür.
-İnsidans 1.000.000 canlı doğumda 3’eyakındır.

Sinir Sistemi Bulguları
-Nörolojik bulgu ve semptomlar Purkinje hücrelerinin kademeli olarak kaybı ile serebellum (beyincik) içindeki hasar ile ilişkilidir.
-En sık nörolojik bulgular;
         İlerleyici serebellar ataksi
         Derin tendon reflekslerde (DTR) azalma
         Koreoatetoz (kaslarda istemsiz kasılma, uzuvlarda kıvrılma tarzı hareketler)
         Hipotoni (kaslarda zayıflık)
         Konuşmanın bozulması
         Fleksör plantar yanıt
         Ağızdan salya akması
         Göz hareketlerinde anomaliler

1-Serebellar Ataksi
-Serebellar ataksi sendromun genellikle ilk bulgusudur.
-1 yaşın sonunda çocuk yürümeye başladığında ataksik yürüyüş ve gövde ataksisi ile belirir.
-Başın ve gövdenin ayakta veya otururken sallanması ataksinin erken bulgularıdır.
-Hastalık progresif bir seyir gösterir. İstemsiz hareketler belirgin hale gelir.
-Sonunda konuşmayı etkileyecek kadar yaygınlaşır

Diğer Nörolojik Bulgular
-Okul yaşlarında DTR’ler azalmış veya yoktur.
-Genç erişkinlerde elleri ve ayakları etkileyen distoni gelişir. Bu problemler fleksiyon ve ekstansiyon kontraktürlerine neden olur. Bunlar agresif ve erken fizik tedavi ile önlenebilir.
-Konuşma yavaş etkilenir. Geveleme ve yavaş heceleme vardır.
-Koreoatetoz sonradan hastaların %91’indeortaya çıkar.
-Okulomotor apraksi erken tanımlanmıştır.Okuma ve yazmayı etkiler. Hastalar istemli göz hareketlerine başlamada güçlük çekerler.
-A-T’li hastalarda zeka geriliği klinik bulgu değildir. Birçok hasta okula gider ve liseyi bitirebilir.

2-Telanjiektazi
-2. ana klinik bulgu telanjiektazidir.
-Sıklıkla ataksiden daha sonra 2-8 yaşlarında ortaya çıkar. Buna rağmen önceden aile öyküsü olan çocuklarda daha erken gözlenebilir.
-Telanjiektazi öncelikli okuler sklerada (gözdeki beyaz kısım) lokalize kan damarlarının genişlemesini temsil eder.
-Sıklıkla kan çanağına dönmüş göz izlenimini verir.
-Konjunktivit ile karışabilir. Ancak beyaz zeminde genişlemiş damarlar olması nedeniyle konjunktivitte zemin pembedir, kolayca ayırt edilebilir.
-Telanjiektaziler gözlerle sınırlanmaz.
-Aynı zamanda burunda, kulaklarda ve yüzünkelebek alanında, dizlerin arkasında, antekubitalfossada ve suprasternal çentikte de görülebilir.
-Daha az sıklıkta el sırtında, ayaklarda, sert veyumuşak damakta da bildirilmiştir.
-Progresiftir.
-Karakteristik olarak simetrik olarak yayılır.
-Mesane gibi mukozal membranları da etkileyebilir.

3-Sinüs ve akciğer enfeksiyonlarına Yatkınlık
-3.ana klinik bulgu enfeksiyonlara yatkınlıktır.
Bazı çalışmalarda tekrarlayan enfeksiyonlar hastaların %80’inde tanımlanmıştır.
-Artmış enfeksiyonlar 3 yaş civarında ortaya çıkar ve en sık sinüs ve akciğer enfeksiyonları şeklinde görülür.
-Rekürren pnömoniler el ve ayak parmaklarında çomak parmak oluşumuna, bronşiektazi ve pulmoner fibrozis gelişimine, sonunda solunum yetmezliği ve ölüme neden olabilen ciddi tablolara yol açabilir.
-Vakaların %83’ünde sık solunum yolu enfeksiyonları tespit edilmiş. %52 hastada kronik bronşit saptanmıştır.
-Özellikle bakteriyel ve viral patojenlere yatkındırlar. Fırsatçı organizmalar vemycobacterium nadiren izole edilmiştir. Fungal veya protozoal enfeksiyonlar görülmemektedir.

4-Kansere Yatkınlık
-4.ana bulgu lenfoid malignitelerin gelişimine yatkınlıktır.
-Akciğer hastalıklarından sonra 2. sık ölüm nedenidir.
-Hastaların %38’inde hayatın bir döneminde malignite gelişir. Bu malignitelerin %85’i hematolojik kaynaklıdır.
-Malign lenfomalar sıklıkla B hücre tipindedir.
-T hücreli ALL küçük çocuklarda görülür. Dahabüyük vakalarda lösemi genellikle morfolojik olarak kronik lenfoblastik lösemiye benzerlik gösteren  T hücre tipindedir. T hücre prolenfositik lösemi olarak adlandırılır.

Saç ve cilt değişiklikleri
-Saçlarda diffüz grileşme
-Atrofik yüz derisi
-Elastik olmayan kulaklar
-Yaşlanmış yüz görünümü
-Pigmenter değişiklikler ( ör: kutanöz atrofi ilehiper ve hipopigmentasyon ve telenjiektazi)
-Bazı hastalarda parsiyel albinizm ve vitiligo
-Birçok hastada cafe-au-lait lekeleri ve seboreikdermatit sık bulgudur.

-A-T’li hastalarda Diabetes Mellitusun nadir birtipi tanımlanmıştır. Glukozüri veya ketozis olmaksızın hiperglisemi ve hiperinsülinizmvardır. İnsüline karşı periferik direnç görülür.İnsüline direnç insülin reseptör sayısında veafinitesindeki anormalliklerle açıklanabilir.
-Hafif hepatik bozukluk görülebilir. Parankim hücrelerinde diffüz yağ infiltrasyonu,çekirdeklerde şişme, vakuolizasyon gösteren parankim hücreleri karakteristik değişikliklerdir.
-αFP ve CEA seviyelerindeki artış sıktır.

Laboratuar Bulguları
-Birçok hastada serum α FP seviyesi artmıştır. Tüm normal çocukların αFP düzeylerinin 10 ng/ml’nin altında olduğu 2 yaşından büyük çocuklarda kullanışlıdır.
-Karaciğer enzimleri genellikle artmıştır. Ancak hepatik disfonksiyonla bağlantılı değildir.
-Hiperimmunglobulin M yaklaşık %1 hastada vardır. Bazen myelom benzeri gammapati, lenfadenopati,hepatosplenomegali ve lenfositik interstisyel pnömoni ilebağlantılıdır.
-Gammapatiler tüm etkilenmiş kardeşlerin hepsinikapsamadığından genetik orijinden çok enfeksiyondankaynaklandığı düşünülmektedir.

-A-T şüphesi olan küçük çocuklarda in vitro radyosensitivite testi tanı koydurucudur. Radyosensitivite ilk olarak sadece fibroblastlardacolony survival  veya radyorezistan DNA senteziile test edilmiştir.
-Colony survival assayin sensitivitesi vespesifitesi %95’e ulaşmaktadır.

Tanı
-Başlıca klinik olarak konur ve başlangıç yaşına çok fazla dayanmaktadır.
-2-8 yaşları arasında telenjiektazi ortayaçıkana kadar tanı zordur.
-αFP ve CEA düzeylerinde artış
-Colony survival assay (radyorezistan DNAsentezinin gösterilmesi)
-ATM gen mutasyonunun saptanması

Tedavi
-A-T geninin tanımlanması araştırmalara yeni boyut kazandırmıştır. Mutasyon analizleri defekte ve genotip-fenotip korelasyonuna daha derin bakış açısı geliştirirken aynı zamanda anormal fenotipin ATM cDNA transferi iledüzeltilmesinin tasarlanması mümkündür.
-Bu hastalığın tedavisi için stratejiler geliştirilirken A-T’nin iki önemli karakteristiği dikkatealınmalıdır. İmmun yetmezlik ve nöropatoloji. Her ikisi de progresif ve hastalığın aniden kötüye gidişinden sorumludur.
-En azından hasta kişinin hemapoetik hücrelerine normal ATM cDNA tanıtılarak immun yetmezliğin kısmen düzeltilmesi mümkün olabilir.
-Hipogammaglobulinemisi olan hastalara İVİG verilebilir.
-Antioksidan özelliği nedeniyle E vitamini kullanılmaktadır.
-El titremesine karşın β bloker kullanılmaktadır. Ancak çok faydalı görülmemektedir.
 

Yorum Yaz

Yorum Yapabilmek İçin Lütfen Üye Girişi Yapınız.

Forum Köşemiz