Büyüme ve Gelişme Geriliği


Doğumdan önce büyüme genellikle bebeğin yaşadığı ortamın yani annenin sağlık durumu, beslenmesi, hastalıkları ile yakından ilişkiliyken, doğumdan sonra büyümeyi etkileyen faktörler değişiklik gösterir.
Doğumdan sonra büyümeyi etkileyen çeşitli hormonlar olmakla birlikte bunların en önemlisi “ büyüme hormonu” dur. Büyüme hormonu beyinde hormon üreten bir merkez olan “ hipofiz” adı verilen organın ön bölgesinde üretilir ve vücuda salgılanır. Daha sonra karaciğer ve kemikte bazı büyüme faktörlerinin yapımını uyararak büyümeyi sağlar. Kemik ve organ büyümesinin yanı sıra vücutta gerçekleşen bir çok yapım ve yıkım işleri için de gerekli bir hormondur. Örneğin büyüme hormonu eksikliğinde vücutta yağların sentezinde bazı sorunlar da yaşanabilmektedir. Bununla birlikte asıl görevi çocuklarda büyümeyi sağlamaktır ki “ büyüme hormonu eksikliği” ya da “ etkisizliği” durumunda çocuklarda ciddi boy kısalıkları ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca kemik gelişimi içinde gerekli olduğundan eksikliği durumunda çocukların kemik yaşları, kendi yaşlarından geride kalmaktadır.
Büyüme hormonunun salınımı bazı çevresel faktörlerden etkilenmektedir. Örneğin; beslenme bozuklukları, ağır derecede zayıflık, uykusuzluk, aşırı stres, uzun ve ağır egzersizler büyüme hormon yapımını olumsuz etkilemekte veya üretilen hormonun vücuda etkisi olamamaktadır. Büyüme hormonu en iyi uykuda üretildiğinden çocukların yeterince uyumaları önemlidir. “ Uyusun da büyüsün” atasözümüz aslında yıllar önce gözlemlenen olayın bugünkü bilimsel açıklaması ile buluşmaktadır. Uygun yapılan egzersiz büyüme hormonu salınımı olumlu yönde etkilerken, ağır egzersiz de bu etki tersine dönebilmektedir. Yine çocuğun kullandığı bazı ilaçlar özellikle steroid hormonu içeren ilaçlar büyüme hormonunun hem yapımını hem de etkisini azaltmaktadır.


Büyüme geriliği ve sıklığı
Büyüme geriliğini tanımlayabilmek için öncelikle normal büyümenin nasıl olduğunu anlamak gerekmektedir. Çocuklarda büyüme ve gelişme her yaş grubunda, kız ve erkek cinsiyette farklılıklar göstermektedir. Çocuklar her yaşta aynı hızda büyümezler. Büyüme geriliği genel anlamda çocuğun kendi yaş ve cinsiyetine uygun büyümeyi yapamaması olarak tanımlanabilir. Her toplumun büyüme normalleri vardır ve bunlar büyüme eğrileri ile gösterilir. İşte bir çocuk kendi toplumunun büyüme eğrisinde en alt çizgide veya aşağısında yer alıyorsa ve normal yıllık boy uzamasını yapamıyorsa büyüme geriliğinden söz etmek gerekir. Boy kısalıklarının nedenleri ve oranları da ülkeler arasında farklılıklar göstermektedir. Bu nedenle büyüme geriliği sıklığı vermek güçtür. Bununla birlikte ülkemizde yaygın bir sorundur.


Büyüme geriliğinin nedenleri
Büyüme geriliği ya da boy kısalıklarının birçok nedeni olabilir. Boy kısalığının derecesi de nedenleri irdelerken önem taşır. Boy kısalığı çok ağır değilse bir süre büyüme izlemi yapılarak da tanı kesinleştirilebilir. Boy kısalıklarını iki alt başlık halinde düşünebiliriz.
1-Normalin varyantı boy kısalıkları: Genetik ve yapısal boy kısalıklarını kapsamaktadır. Genetik boy kısalığı olan bir çocuk normal boy ve kiloda doğar, ilk bir –iki yıl beslenmesi düzenli ise normal büyümesini sağlar fakat sonrasında anne ve baba boyuna uygun bir şekilde büyür. Genetik olarak kısa olan çocuklar normal kilodadırlar, kemik yaşları kendi yaşlarına benzerdir ve ergenlikleri zamanında başlamaktadır. Yapısal kısa boylu çocukların ise kiloları zayıf, kemik yaşları geri ve ergenliklerinde gecikme olmaktadır.
2- Anormal boy kısalıkları: Bu gruptaki çocuklar; doğum öncesi büyüme geriliği, iskelet hastalıkları, tiroid hormon yetersizliği, kronik hastalıklara bağlı büyüme bozukluğu, ileri derecede beslenme bozukluğu, sevgi yoksunluğuna bağlı kısalıklar, kromozom anomalileri ve büyüme hormonu eksikliği ya da etkisizliği gibi çok geniş bir hastalık grubuna dahildirler. Bu hastalıkların tanısını koyabilmek için dikkatli bir muayene, vücut oranlarının ölçümü ve gerekirse özel hormonal test ve tetkikler gerekebilmektedir. Çocuğumuzun boyu çok kısa ve büyüme hızı yetersizse bir çocuk uzmanı ya da çocuk endokrinoloji uzmanı tarafından muayene edilerek hangi tip bir boy kısalığı olduğuna karar verilmeli ve tedavi bulunan nedene uygun şekilde yapılmalıdır. Büyüme hızının geride olması anormal boy kısalığı düşündüren önemli bir kriterdir.


Büyüme nasıl değerlendirilmesi ve takibi
Büyümenin değerlendirilmesinde yalnızca boyun ölçülmesi yeterli değildir. Boy uzunluğu ve boy uzama hızı; vücut ağırlığı ve ağırlık artış hızı, baş çevresi ve baş çevresindeki artış hızı ve vücut bölümlerinin birbirlerine oranı bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca her çocuğun anne ve baba boylarına göre genetik potansiyeli değerlendirilmeli ve hedef boyları tespit edilmelidir.
Büyümenin değerlendirilmesinde ülkeler arasında da farklılıklar vardır. Her ülkenin kendi standartlarında çocuklarının boylarını değerlendirmeleri esastır. Büyümeyi değerlendirmede tek bir ölçüm yapılması boy kısalığı hakkında fikir verebilir, ancak çok sağlıklı değildir. Bir çocuğun büyüme eğrilerinde aynı doğrultuda büyüme göstermesi daha önemlidir. Bu nedenle bebeklerde aylık, daha büyük çocuklarda 3-6 aylık ölçümlerle boy ve kiloda ki artış büyüme eğrileri üzerinde izlenmelidir. Büyüme eğrilerinde aynı çizgide büyüyorsa sorun yokken, bulunduğu çizgiden aşağı yada yukarı sıçramalar mutlaka doktor tarafından değerlendirilmeli , nedeni araştırılmalıdır. Bir çocuğun düzenli izlemi yoksa tek seferlik değerlendirmede bu durum gözden kaçabilir ki büyümeyi değerlendirmede ve yorumlamada en yardımcı bulgu boy izlem kartlarıdır.


Büyüme ve gelişmede anne sütünün önemi
Anne sütü her annenin kendi bebeği için verebileceği en uygun ve en temiz gıdadır. Bu nedenle özellikle ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesi bebeğin normal büyümesini sağlayacağı gibi onu hastalıklardan da koruyacaktır. Erken doğan çocuklarda annesinin sütü büyümeyi olumlu etkileyecek birçok ek besin ögeleri içermektedir. Bugün dünya Sağlık Örgütü 2 yaşına kadar anne sütüne devam edilmesini önermektedir. Ayrıca anne sütü ile beslenen bebeklerde günümüzün önemli bir sağlık sorunu olan şişmanlık (obezite) gelişmesi de önemli ölçüde engellenecektir.


Büyüme geriliğinde sosyoekonomik nedenler ve eğitimin önemi
Çocukların sağlıklı büyüyebilmeleri ve gelişebilmeleri için dengeli beslenmeleri, spor yapmaları, temiz bir çevrede ve sevgi ortamında yaşamaları gereklidir. Bütün bunların sağlanabilmesi tabii ki belli bir sosyoekonomik düzey gerektirmektedir. Sosyoekonomik düzeyi iyi olan ülkelerde beslenme bozukluğuna bağlı büyüme gerilikleri çok az görülürken, üzülerek söylemek gerekir ki ülkemizdeki büyüme geriliklerinin önemli bir kısmı ‘nutrisyonel boy kısalığı’ olarak adlandırdığımız beslenme yetersizlikleri sonucu ortaya çıkan büyüme gerilikleri oluşturmaktadır. Ekonomik nedenlerin yanı sıra kişilerin özellikle annelerin eğitimleri çocukların doğru beslenmeleri ve doğru yaşam tarzı kazanmaları bakımından önemlidir. Ülkemizde anneyi hedef alan eğitim programları hazırlanmalı ve bilinç düzeyi artırılmalıdır. Örneğin yeterli miktarda et alamayacak durumdaki bir annenin çocuğunun protein ihtiyacını baklagillerle sağlayabileceğini bilmesi önemlidir. Hamilelik süresince annenin doğru ve dengeli beslenmesi bebeğin sağlıklı gelişimi için son derece önemlidir. Beslenmesi yetersiz olan ve vitamin-mineral eksikliği oluşan annelerin bebekleri gerek büyümelerinin geri kalması gerekse bazı anomalilere zemin hazırlaması bakımından risk taşırlar. Hamilelikte annenin sigara ve alkol kullanımı bebeğin anne karnındaki gelişimini olumsuz etkileyebilir ve bebek normalden küçük doğabilir. Bu bebeklerin ise %10-15 kadarı normal büyümeyi yakalayamazlar.


Büyüme hormonu eksikliğinin tanı ve tedavisi
Büyüme hormonu eksikliği olan çocukların, özellikleri, eksikliğin başladığı yaşa, nedene, eksikliğin derecesine, kalıcı ya da geçici eksiklik oluşuna göre çok büyük farklılıklar gösterebilmektedir. Doğumsal hormon eksikliği olanlar ile sonradan eksiklik gelişenler arasında büyüme özellikleri bakımından büyük farklılıklar vardır. Bu nedenle doğumdan sonra iyi büyüyemeyen çocukların araştırılması ne kadar gerekliyse, büyümesinde sonradan duraksama olan çocuklarında değerlendirilmeleri o kadar gereklidir.
Büyüme hormon eksikliği yaklaşık 3500- 4000 canlı doğumda bir görülmektedir. Hastaların %25-30’unda eksikliğin nedeni tespit edilirken büyük kısmında neden belirlenememektedir. İster nedeni bulunabilsin, isterse bulunamasın bu çocuklar tedavi edilmelidir. Büyüme hormonu beyinde hipofiz bölgesinde salgılanmakta olduğundan beyni etkileyen bazı bozukluklarda ( kafa travması, beyin tümörleri, damarsal bozukluklar, kafaya uygulanan ışın tedavileri vs.) hormon yapımı bozulabilir. Doğumların zor olduğu bebeklerde çok hızlı ya da uzayan doğum eylemlerinde makat (ters) geliş ile doğan bebeklerde daha doğum esnasında beyindeki bu bölgeler etkilenmiş olabilir ve bu durumda büyüme hormonu yapımı bozulabilir. Beyin tümörlerinde yine hormon yapan bölgeler etkilenebilir ve büyüme hormonu eksikliği meydana gelebilir. Baş ağrısı, kusma, görme bozuklukları beyin tümörünün ilk belirtileri olabilir. Bunun dışında genetik bazı hastalıklarda büyüme hormonu üreten ve salgılayan merkezlerin gelişme kusurları söz konusu olabilir.
Doğuştan büyüme hormonu eksikliğinde çocuklar doğumda normal boy ve kiloda olabilirler. Genellikle ilk 6 ay büyümeleri normaldir daha sonra büyümede yavaşlama başlar ve giderek yaşıtlarına göre kısa kalırlar. Yaşıtları ile boy farkı en belirgin 2 yaşından sonra fark edilir. 3 yaşından sonra genellikle yılda 5 cm’nin altında büyüyen bu çocukların vücut yapıları normal olmakla birlikte, diş çıkarmaları, ön fontonel (bıngıldak) kapanması gecikebilmektedir. Tırnak büyümesi yavaş, saçlar ince ve zayıf olabilir. Kiloları genellikle normal, hatta boyuna göre şişman görünümdedirler ki özellikle karın ve gövde de yağlanma belirgindir. Büyüme hormonu eksikliği olan çocukların kemik gelişimleri de daima geridir. Erkek çocukta penis boyu küçük olabilir. Bazı çocuklarda bebeklik döneminde kan şekeri düşüklüğü yaşanabilir.
Boy kısalıklarında doğru tanı koyabilmek için ideal olarak çocukların belli aralarla izlenmeleri gerekmektedir. Tüm çocukların doğumdan itibaren 2-3 ayda bir boy ve kilo artışlarının düzenli olarak izlenmesi ve boyu kısa bulunan veya boy uzamasında duraklama olan çocukların değerlendirilmeleri gerekmektedir. Maalesef bu ideal yaklaşım ülkemizde bütün çocuklara uygulanamamaktadır. Bu nedenle ailelerin bilinçlendirilmesi, konu ile ilgili eğitim verilmesi, okul taraması gibi yöntemlerle daha erken dönemde boy kısalığı olan çocuklar tespit edilerek nedenleri araştırılmalı ve gereken tedaviler önerilmelidir. Yaşıtlarına göre boyunun kısa olduğunu fark eden veya büyümesinde bir duraklamadan şüphelenen ailelerin çocuklarını doktora götürmeleri de önemlidir. İlk değerlendirmeler bir çocuk hekimi tarafından yapıp ciddi bir boy kısalığı saptanırsa çocuk endokrinoloji uzmanları tarafından da incelenmeli ve hormon eksikliği bulunan çocuklar tedaviye alınmalıdır.

Anormal boy kısalığı olan ve boy uzaması yaşına ve cinsiyetine göre geri olan çocuklarda, mevcut durumu açıklayacak bir hastalığı (böbrek, kalp, karaciğer hastalığı gibi) yoksa büyüme hormon eksikliği akla gelmelidir. Tanıyı kesinleştirmek amacıyla bazı özel testler ile büyüme hormonu ve büyüme faktörlerinin serumdaki düzeylerine bakılmalı, hormon eksikliği tespit edilmişse tedaviye başlanmalıdır. Bu testlerin çocuk endokrinoloji kliniklerinde deneyimli ekipler tarafından yapılıp yorumlanması tanısal hataları önleyecektir.
Büyüme geriliği olan çocukta tanısal yaklaşım erken tanı ve tedavinin önemi
Tanısal yaklaşımda hastanın detaylı bir şekilde öyküsünün alınması önemlidir. Annenin hamilelik döneminde veya doğumda bir sorun yaşayıp yaşamadığı, büyüme geriliğinin ne zaman başladığı, beslenme bozukluğu olup olmadığı, geçirilen hastalıklar ve kullandığı ilaçlar, travma öyküsü, ailede benzer çocuklar ve kısa boylu bireyler sorgulanarak elde edilen ipuçları değerlendirilmelidir. Daha sonra hastanın boy kısalığının derecesi, genetik boy potansiyeli, vücut oranlarının değerlendirilmesi ve sistemik muayenesi yapılmalı ve elde edilen veriler ışığında gereken laboratuar testleri istenmelidir. İlk aşamada büyüme geriliğine neden olacak kansızlık, karaciğer ,böbrek hastalıkları, çölyak hastalığı, idrar muayenesi ve tiroid hormonlarına bakılır, gerekirse büyüme hormon testlerine başlanabilir veya bir süre izleme alınabilir. Hekim buna tüm elde ettiği verilerle karar verir. Boy kısalığını açıklayacak bir neden bulunmuşsa buna yönelik tedavi başlanmalı ve hasta mutlaka 3-6 aylık periodlarla izleme alınmalıdır. Büyüme geriliklerinde izlem çok önemlidir. Boy kısalıklarında doğru tanı koyabilmek için ideal olarak çocukların belli aralarla izlenmeleri gerekmektedir. Tüm çocukların doğumdan itibaren 2-3 ayda bir boy ve kilo artışlarının düzenli olarak izlenmesi ve boyu kısa bulunan veya boy uzamasında duraklama olan çocukların değerlendirilmeleri gerekmektedir. Maalesef bu ideal yaklaşım ülkemizde bütün çocuklara uygulanamamaktadır. Bu nedenle ailelerin bilinçlendirilmesi, konu ile ilgili eğitim verilmesi, okul taraması gibi yöntemlerle daha erken dönemde boy kısalığı olan çocuklar tespit edilerek nedenleri araştırılmalı ve gereken tedaviler önerilmelidir. Yaşıtlarına göre boyunun kısa olduğunu fark eden veya büyümesinde bir duraklamadan şüphelenen ailelerin çocuklarını doktora götürmeleri de önemlidir. İlk değerlendirmeler bir çocuk hekimi tarafından yapıp ciddi bir boy kısalığı saptanırsa çocuk endokrinoloji uzmanları tarafından da incelenmeli ve hormon eksikliği bulunan çocuklar tedaviye alınmalıdır. Erken tanı alan çocuklarda uygun tedavi ile boyları kabul edilebilir veya normal düzeye getirilebilecektir.
Tedavi büyüme geriliğinin nedenine yönelik olarak, kişinin boyu kabul edilebilir sınırlara gelinceye veya büyüme çizgileri kapanıcaya kadar devam etmektedir. Büyüme hormonu eksikliği nedeniyle tedavi olan kızlarda boy 155cm, erkeklerde ise 165cm’ye ulaşınca yasal zorunluluk gereği tedavi sonlandırılır. Çocukta kalıcı hormon eksikliği varsa tedavi ömür boyunca da devam edebilir.


Büyüme geriliğinin psikolojik etkileri
Tüm dünyada uzun boylu insanların özgüvenlerinin daha yüksek olduğu bilimsel bir gerçektir. Bu anlamda kısa boylu çocukların bu durumdan etkilenmeleri kaçınılmazdır. Nitekim hastalarımızın ebeveynlerinden çocuğun arkadaşlarından daha kısa olduğu için mutsuz olduğunu, kendini toplumdan uzaklaştırdığını ve okul başarısını bile olumsuz etkilediğini sıkça işitiriz. Çocuklardan bir kısmı oluşan sıkıntılı ruh halini atlatabilirken, çoğunluğu için bir örselenme yaratmaktadır ve bu durum nedeniyle psikolojik destek almaları bile gerekebilmektedir.

Yazan: Doç.Dr. Zehra Aycan

Yorum Yaz

Yorum Yapabilmek İçin Lütfen Üye Girişi Yapınız.

Forum Köşemiz