Gut Hastalığı (Damla Hastalığı)

Vücut dokularında protein (Purin) metabolizması ürünü olan ürik asit kristallerinin çökmesi sonucu oluşur. Bu kristaller özellikle ayak başparmağı (en sık tutulan eklem), ayak bileği, dizde ve ellerdeki küçük eklemlerde birikir ve eklem iltihabı (artrit) oluşturur. Böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir. Bazı ileri vakalarda ürik asit kristalleri böbrek içi dokularda birikir ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Etkilenen eklemden alınan sıvıda mikroskop altında iğne şeklinde ürik asit kristalleri görülebilir.

Gut hastalığı daha çok erkeklerde görülür (%90). En fazla görüldüğü yaş 75 yaştır. Kandaki ürik asit düzeyi sadece hastaların %10-20’sinde yüksektir.
Kilolu olmak veya hızlı kilo alınması, hipertansiyon, orta veya fazla alkol tüketimi,böbrek hastalıkları ve guatr bezinin(tiroid bezi) az çalışması riski artırır.
Gut hastalığında 2-3gün  veya daha uzun süreli olan eklem ağrıları olur.


Tedavi:
Tofüslü gut hastalığı dışında gut hastalığı için proteinden kısıtlı diyet önerilmemektedir. Çünkü çok sıkı yapılan diyetlerin bile kan ürik asit düzeyini ilaçlar kadar düşüremediği ve çok etkili olmadığı görülmüştür.  Diyet uygulaması çok sıkı bir şekilde uygulansa bile serum ürik asit düzeyinde maksimum 1 mg/dl azalma yaptığı unutulmamalıdır. Bundan dolayı gut hastalığında aşırı kırmızı et tüketilmemesi dışında özel bir diyet yoktur.   Özellikle dikkat edilecek gıdalar; kırmızı et, beyin, böbrek, et suyu, sardalya, hamsi vb.
Obezite varlığuında kanda ürik asit miktarı artar.

İlaç tedavisi şu durumlarda kullanılır:
Akut gut atağında erken tedavi ve ileri evre gut artritine gidişi engellemek amaçlanmaktadır. Akut ataklarda ağrı ve şişlikten korunmak için ağrı kesiciler, iltihap giderici ilaçlar, kortizon veya kolşisin kullanılabilir.
Tekrarlayan ataklardan korunmak, tofüs tedavisi için, böbreklerde ürik asit taşı (ürat taşı) oluşumunu engellemek için ürikoliz (allopurinol) kullanılır.
Gut hastalığının tedavisinde iki amaca göre tedavi planlanır:
1-Akut atakların tedavisi
Kolşisin:  Akut ataklardaki şişlik ve ağrıları geçirir. Kolşisinin ilk 24 saat içerisinde 3 tablet şeklinde başlanır. Kolşisin özellikle ilk 36 saat içerisinde başlanırsa oldukça etkilidir.. Akut atak tedavisi için kullanıldığında günde 12 tablete (2 saatte bir 1 tablet) kadar yüksek dozlarda alınması gerekmektedir. Bu yüksek dozlarda kullanımı kolay değildir ve yan etkileri bu dozda fazlaca ortaya çıkmaktadır bu nedenle günümüzde akut atak tedavisi için kolşisin çok tercih edilmemektedir. Ağız yoluyla alındığında ishal, bulantı ve karında kramplara neden olabilir. Yan etkiler ortaya çıktığında ilacı bırakın ve doktorunuza bildirin. Kolşisin gut hastalığının tedavisi ve atakların önlenmesi için uzun dönem kullanılan bir ilaç değildir. . Ürat düşürücü tedavi en az 1-2 hafta kolşisin profilaksisi alıp asemptomatik dönem oluşturulduktan sonra başlanmalıdır. Kolşisin profilaksisine en az 6 ay devam edilmelidir. Burada kolşisin dozu kreatinin klirensine göre ayarlanmalıdır: klirens > 60 ml/dk ise kloşisin 2x1, klirens 40-59 ml/dk arasında 1x1, klirens 30-39 ml/dk arasında 1x1/gün aşırı, klirens 11-29 ml/dk arasında 3 günde bir tablet verilmeli ve klirens < 10 ml/dk olanlarda kolşisinden kaçınılmalıdır. Burada akılda tutulması gereken pratik bir nokta yurtdışındaki kolşisin preparatlarının 0.6 mg, Türkiye’de ise 0.5 mg kolşisin içermesidir, yukarıdaki tabletler 0.6 mg’a göre yazılmıştır. Ayrıca yaşı 70’in üzerinde olanlarda yukarıdaki dozlar %50 oranında azaltılmalıdır.
Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) (voltaren, endol, naprosyn vb): Akut ataklarda ağrı ve şişliklerin tedavisinde ilk tercih edilen ilaçlardır.. Başlıca yan etkileri karında ağrı, baş ağrısı, deri döküntüleri ve baş ağrısıdır.
Kortikosteroid (kortizon) tedavisi: Prednol, deltakortril veya flantadin olarak ilaçları kullanılır. Prednizolon 0.5 mg/kg 5 gün süreyle kullanılır. Triamsinolon 60 mg tek doz verilebilir. Bazen doğrudan iltihaplı eklemin içine enjeksiyon yapılır ve ağrı ve şişliğin tedavisi amaçlanır. Hızlı etkilidir. Mide ülseri, böbrek yetmezliği gibi ağrı kesici iltihap giderici ilaçların kullanılamadığı durumlarda daha sık tercih edilir.
ACTH (synachten depot amp): Kortizon salınımını uyaran bir ilaçtır. Nadiren kullanılmaktadır.

2-Ürik asit düzeyinin düşürülmesi
Gutta kullanılan ilaç tedavisi, bireye göre ve hastalığın seyrine göre ayarlanmaktadır. Gut hastalığı olmayan sadece kan ürik asit düzeyi yüksek (hiperürisemi) olan hastalarda eklem tutulumu ya da böbrek sorunları  yoksa ilaç tedavisine gerek yoktur.
Aşağıda anlatılacak olan bu ilaçlar tofüs oluşumunu, böbrekte taş oluşumunu önlemek ve gut ataklarının sıklığını azaltmak, önlemek ve tedavi etmek amacıyla kullanılırlar. Bu ilaçlar bir kez kullanılmaya başladığında ömür boyu kullanılması gereken ilaçlardır.
Ürik asit düzeyini düşürme endikasyonları:
-Senede 2 ve üzerinde gut atağı
-Ürik asidin aşırı yapıldığı durumlar
-Ürik asite bağlı nefrolitiasis,
-Tofüs,
-Ciddi ve tedaviye dirençli atakların varlığı,
-Kronik persistan gut artriti.
Ürat düşürücü tedavi akut atak sırasında başlanmamalıdır. Ancak bir kez tedavi başlanmış ise tedavinin kesilmesi de önerilmez. Ürik asitin 6 mg/dl ve altına indirilmesi amaçlanmaktadır.
a-Ürik Asit Yapımını Azaltan İlaçlar
Allopurinol (ürikoliz): Allopurinol ilk tercih edilen ilaçtır. Vücutta ürik asit yapımını azaltarak ürik asidin hem kan hem de idrar miktarını düşürür. Ürik asit nedenli böbrek problemi veya böbrek taşı olan hastalarda ideal ilaçtır. Yan etkileri arasında deride döküntüler ve hafif batın rahatsızlığı vardır. Karında ağrı yapar ama bu genellikle geçicidir ilacı kullandıkça bu şikayet kaybolur. Nadiren allopurinol şiddetli alerjik döküntüye neden olabilir. Eğer ürtiker tarzında deri döküntüleri, kaşıntı, ateş, bulantı ve kas ağrıları olursa doktorunuzla temasa geçiniz. Bu ilaç bazı hastalarda uykuya ve dikkatte azalmaya neden olabilir. Bu gibi durumlarda araç kullanmaktan kaçınılmalıdır. Özellikle böbrek problemi olanlarda başlangıç dozu 100 mg/gündür ve doz hedef ürik asit düzeyine ulaşmaya göre haftalar içerisinde yavaşça arttırılır. Normal kreatinin klirensi olan bir hastada FDA’ya göre maksimum allopurinol dozu 800 mg/gündür.
b-Ürik Asit Atılımını Arttıran İlaçlar
Bazı ilaçlar kan ürik asit düzeyini idrardan ürik asit atılımını artırmak vasıtasıyla yaparlar. Bunlar aynı zamanda tofüslerin erimesine ve eklemlerde ürik asit birikiminin engellenmesine yardımcı olurlar. Bu amaçla kullanılan ilaçlar probenesid ve sulfinpyrazone 'dur. Günlük olarak ağızdan alınırlar. Normal ürik asit düzeyine ulaşıldığında eklemlerde kristal depolanması olmayacaktır. Depolanan ürik asit de çözülmeye başlamış olacaktır.
Yaygın yan etkileri arasında bulantı, deri döküntüsü, karın ağrısı ve baş ağrısı vardır. Deri döküntülerine diğer yan etkiler eşlik etmediği durumlarda ilaç kullanılabilir. Yan etkiler birlikte seyrediyorsa doktorunuza başvurunuz. Bu ilaçlar sıvı olarak alınabilir. Bu ilaçların kullanımı sırasında aspirin alınmamalıdır. Bu iki ilaç Türkiye'de bulunmamaktadır. Probenesid ve sulfinpyrazone kullanımı idrar ürik asit miktarını artırmak suretiyle böbrek taşı oluşum riskini artırabilir. Bunu engellemek için her gün en azından 2-2.5 litre sıvı alarak idrarı sulandırmak gerekir. İlk kullanıldığı dönemde ürikoliz akut gut atağını arttırabilir. Bunu önlemek için ürikoliz başlandığında beraberinde kolşisin 3x1 veya NSAİİ birlikte başlanmalı ve yaklaşık 2-4 hafta birlikte tedaviye devam edilmelidir. Ardından kolşisin veya NSAİİ kesilmeli tek başına ürikoliz tedavisine ömür boyu devam edilmelidir. Ürikoliz kullanıldığı dönemde bir akut atakla karşılaşılırsa ürikoliz tedavisi kesilmemelidir.


Cerrahi tedavi:
Cerrahi nadiren gut tedavisinde kullanılılmaktadır. Büyük tofüslerin varlığında, enfeksiyonlarda, eklem içinde tofüslerin varlığında, tofüslerin vücudun tehlikeli bölgelerinde ortaya çıkması durumlarında cerrahi tedavi tercih edilebilir. Tofüsler beyin dışında tüm vücutta ortaya çıkabilmektedir.

Gut hastalarının dikkat etmesi gereken durumlar:
-Günde en az 10 bardak su içilmelidir.Böylece ani gut  atakları önlenebilir,ayrıca böbreklerin çalışması sağlanarak böbrek taşı oluşumu engellenmiş olur.
-Alkol kullanılmamalıdır.Alkol hem vücutta su miktarını azaltır hem de ürik asitin böbreklerden atılmasını engeller.
-İdeal kilonun korunması önemlidir.
-Hayvansal ürünler  et,sakatat ve deniz ürünleri purin açısından zengindir.Bu nedenle olabildiğince az tüketilmelidir. Süt ve süt ürünleri bolca tüketilmelidir. Koruyucu etkisi vardır. En fazla purin oranı kırmızı ette bulunur. Sakatat ve balık da purin açısından zengindir.
-Fruktoz (mısır şurubu) tatlandırıcısı kullanılarak hazırlanmış içecek ve hazır gıdalardan uzak durulmalıdır.
-Aspirin, diüretikler, B3 vitamini (niasin) ürik asitin böbreklerden atılmasını önler. Doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Alternatif tedaviler:
-Vişne veya kiraz her ikisi de güçlü antioksidan anthocyanin içerir.Günde 15-20 adet yenmesi akut atakların önlenmesinde çok faydalıdır.Meyve suyu olarak da içilebilir. Fakat hazır meyve sularına ilave şeker veya fruktoz tatlandırıcısının konulmamış olmasına dikkat edilmelidir. Kilo problemi yaratabilir.
-Her öğün sonrası bir elma yenmesi vücutta ürik asiti dengeler ve vücutta rahatlama sağlar.
-Limon suyunda bulunan sitrik asit, ürik asiti çözücü etkilidir. Bir limonun yarısı sabah ve akşam olmak üzere  yarım bardak suya sıkılarak içilir.
-Muz doğal bir potasyum deposudur. Potasyum ürik asitin böbreklerden atılmasını sağlar.Günde 1 adet yenmesi yeterlidir.
-Yüksek lifli gıdalar tüketilmesi vücuttan safra atılımını artırır. Bu da ürik asitin vücuttan doğal olarak atılmasını sağlar. Safra asitlerinin vücuttan uzaklaşması yavaş olduğunda  ürik asite dönüşür.

Yorum Yaz

Yorum Yapabilmek İçin Lütfen Üye Girişi Yapınız.

Forum Köşemiz