Parkinson Hastalığı

Parkinson Hastalığı (PH) 60 yaş üzerinde ortaya çıkan, klinik olarak istirahat sırasında titreme (tremor), hareketlerde yavaşlama (bradikinezi) ve ayakta durmakta zorlanma (postural reflekslerde bozulma) ile karakterize ilerleyici bir hastalıktır. Erkeklerde görülme sıklığı kadınlara oranla biraz daha fazladır (E/K:3/2). 
Patolojik olarak en fazla substansiya nigradaki pigmentli nöronlarda kayıp ve buna eşlik eden tipik eozinofilik sitoplazmik inklüzyon cisimlerin (Lewy intranöral inklüzyon cisimleri) varlığı ile karakterizedir. Günümüzde bu hastalığın semptomlarınıngelişmesinden sorumlu nigra dejenerasyonunun nedeni bilinmemektedir.
Parkinson hastalığı, hareket yeteneğini etkileyen sinir sisteminin bir ilerleyici hastalığıdır. Bazen sadece bir elde titreme ile başlar, zorlukla fark edilir ve yavaş yavaş ilerler. Titreme Parkinson hastalığının en iyi bilinen belirtisidir. Fakat PH’da  vücutta yaygın sertlik ve hareketlerde yavaşlama sık olarak görülmektedir.
Parkinson hastalığının erken dönemlerinde, yüz ifadeleri ya çok az ya da hiç yoktur. Yürüme sırasında kolların sallanma hareketi olmayabilir. Konuşma alçak tonludur veya konuşma zorluğu (peltekleşme) görülebilir. Hastalık zamanla ilerledikçe Parkinson belirtileri de daha kötüleştirebilir.
Parkinson hastalığının kesin tedavisi yoktur. Fakat kullanılan ilaçlar belirtileri azaltmakta faydalıdır. Nadir durumlarda cerrahi müdahale önerilebilmektedir.
Tipik olarak orta ve ileri yaşın hastalığı olup, ortalama 50-60 yaşlarında başlayıp, yaklaşık 10-20 yıllık bir süreçte ilerlemektedir. PH, nadir olarak genç yaşlarda da başlayabilir, tüm hastaların %5’inde hastalığın 40 yaşından önce başladığı bilinmektedir. Beyinde yıkımla seyreden sinir sistemi hastalıklarının en sık görülenlerinden biridir. Yapılan çalışmalarda 65 yaş üstündeki nüfusun yaklaşık %1’inin parkinson hastalığına yakalandığı saptanmıştır.  Nedeni bilinemeyen (idiyopatik) İPH ensık görülen şeklidir.
Belirtileri:
Parkinson hastalığı belirtileri ve bulguları kişiden kişiye değişebilir. Erken belirtileri hafif olabilir ve fark edilmeyebilir. Belirtiler vücudun her iki tarafını etkilemeye başladıktan sonra bile, genellikle belirtilerin başladığı tarafta kötü kalır.
Parkinson belirti ve bulgular şunlardır:
Tremor (titreme). Titreme genellikle uzuvlarda başlar. En sık el ve parmaklarda görülür. Parkinson hastalığında tipik olarak tremor istirahat halinde artar. İşaret ve baş parmakta istirahat halinde parmaklar birbirine sürter tarzda tremor görülür (pill-rolling tremor)
Hareketlerde yavaşlama (bradikinezi). Zamanla, Parkinson hastalığında, hareket yeteneği azalır ve hareketler yavaşlar. Basit bazı aktiviteler zorlaşır ve zaman alıcı olur. Yürüme sırasında adımlar daha kısadır, ya da bir sandalyeye çıkmak zorlaşabilir. Yürümeye çalışırken ayaklar yere yapışır ve yürüme zorlaşır.
Kaslarda sertleşme. Kaslarda sertleşme vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir. Sert kaslar nedeniyle hareket kabiliyeti azalır ve kaslarda ağrı oluşabilir.
Denge ve duruşun bozulması. Kişinin duruşu kamburlaşabilir. Parkinson hastalığının bir sonucu olarak denge sorunları ortaya çıkabilir.
Otomatik hareketlerin kaybı.  Parkinson hastalığında, göz kırpma veya yürürken kolları sallama, gülümseme gibi bilinçsiz hareketlerin azaldığı görülür. Konuşma sırasında mimik hareketleri ve el hareketleri görülmez.
Konuşma değişikliği. Parkinson hastalığının bir sonucu olarak konuşma sorunları oluşabilir. Alçak tonla, hızlı konuşma, dil sürçmesi (slurring) ve takılarak ve durarak konuşma görülebilir. Konuşma daha monotondur, özgün değildir.
Yazma değişikliği. Yazı küçüktür ve yazma zorlaşır.
İlaçlar genellikle belirgin bu belirtilerin çoğunu azaltır.  Parkinson hastalığı olan kişilerde beyinde düşük dopamin konsantrasyonları vardır. Bu ilaçlar beyindeki dopamin düzeylerini artırırlar.
Nedenleri:
Parkinson hastalığının nedeni bilinmemektedir, ancak çeşitli faktörler halen araştırılmaktadır.
Kalıtım.  Parkinson hastalığına neden olabilecek, belirli genetik mutasyonlar tespit edilmiştir. Belirli bir gen varyasyonu (polimorfizm), Parkinson hastalığı riskini arttırıyor gibi görünmektedir, ancak bu genetik bulguların her biri için nispeten küçük bir risk söz konusudur.
Çevresel faktörler. Bazı toksinler ya da çevresel faktörlere maruz kalınması Parkinson hastalığı riskini artırabilir, ancak risk oldukça düşüktür.
Özetle, Parkinson hastalığına neden olan faktörleri belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Parkinson hastalığı olan kişilerin beyinlerinde bazı değişiklikler oluşur:
Lewy cisimciklerinin varlığı. Beyin hücreleri içinde (Substantia nigra) belli maddelerin kümeler halinde bulunması Parkinson hastalığının mikroskobik göstergesidir.  Levy cisimciklerinin Parkinson hastalığının neden oluştuğu konusunda önemli ipuçları taşıdığına inanılmaktadır.
Lewy organları içinde Sinüklein bulunması. Sinüklein denilen doğal ve yaygın bir protein Levy cisimcikleri içinde kümeler halinde bulunur, ve yıkılmazlar. Parkinson araştırmaları için bu önemli bir bulgudur.
Risk Faktörleri:
Parkinson hastalığı için risk faktörleri şunlardır:
Yaş. Genç yetişkinlerde nadiren Parkinson hastalığı oluşur. PH genellikle orta veya geç yaşlarda başlar ve yaşla birlikte risk artmaya devam eder.
Kalıtım. Parkinson hastalığı olan bir yakın akrabanın olması, hastalık riskini artırır. Eğer ailede birden fazla PH olan yakınınız yoksa gene de risk düşüktür.
Seks. Erkeklerde PH riski kadınlardan daha yüksektir. (E/K:3/2).
Toksinler. Tarım ve böcek ilaçlarına maruz kalınması, PH riskinde hafif artışa neden olur.
Komplikasyonlar:
Parkinson hastalığı genellikle bazı ek sorunlara da neden olaur. Bunların bazıları tedavi edilebilmektedir.
Düşünmede zorluk. Genellikle Parkinson hastalığının ileri evrelerinde bilişsel sorunlar (demans) ve düşünme güçlüğü, ortaya çıkar. Bu tür bilişsel problemler ilaç tedavisine çok duyarlı değildir.
Depresyon ve duygusal değişimler. Parkinson hastalığı olan birçok kişi depresyon yaşayabilir. Depresyon tedavi edildiğinde PH’nın diğer bulgularıyla baş etmek dah kolaylaşır. Ayrıca PH’da motivasyon kaybı, korku ya da kaygı gibi diğer duygusal değişiklikler görülebilmektedir.
Uyku sorunları ve uyku bozuklukları. Parkinson hastalığı olan kişilerde geceleri sık sık uykudan uyanma, erken kalkma, gündüz vakti birden uykuya dalma, rüyada olduğu gibi hızlı göz hareketleri sık görülmektedir. Uyku ilaçları tedavide faydalı olabilir.
Mesane problemleri. Parkinson hastalığı idrar tutamama veya idrar yapmada zorluk gibi mesane sorunlarına neden olabilir.
Kabızlık. Parkinson hastalığı olan birçok kişide sindirim sisteminin yavaşlamasına bağlı olarak kabızlık gelişebilir.
Cinsel işlev bozukluğu. Parkinson hastalığı olan bazı kişilerde cinsel isteksizlik veya diğer cinsel sorunlar görülebilir.
Tanı:
Parkinson hastalığı için kesin tanı yöntemi bulunmamaktadır.  Belirti ve bulgular incelenir, nörolojik ve fizik muayene yapılır. Hastanın klinik bulgularına göre tanı konulur. Bazı diğer hastalıkların ekarte edilebilmesi için doktorunuz bazı testler isteyebilir. Muayeneye ek olarak  karbidopa-levodopa gibi Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlar tedavi dozunda verildiğinde hastanın bulgularında belirgin düzelme olması PH göstergesidir. İlaçların düşük dozda ve 1-2 gün kullanılması güvenilir sonuçlar vermeyebilir.
Tedavi:
Parkinson hastalığının kesin tedavisi yoktur, ancak ilaçlar genellikle belirtileri kontrol etmekte yardımcıdır. Sonraki bazı durumlarda, ameliyat tavsiye edilebilir. Doktorunuz ayrıca, özellikle devamlı aerobik egzersizi ve bazı yaşam tarzı değişikliklerini önerebilir. Bazı durumlarda denge ve germe odaklı fizik tedavi egzersizleri de önemlidir.
a-İlaçlar
İlaçlar yürüme, hareket ve titreme ile sorunların düzeltilmesinde beynin dopamin düzeyini artırarak yardımcı olur. Dopamin beynin içine geçemediği için, direk ilaç olarak kullanılamaz.
Parkinson hastalığında tedavi başlandıktan sonra bulgularda belirgin düzelme olur. Fakat zamanla ilaçların yararlı etkileri azalır ve bulgular daha az stabil hale gelir.
Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlar şunlardır:
Karbidopa-levodopa (Sinemet). Levodopa, Parkinson hastalığında en etkili ilaçtır, beyin içine geçer ve dopamine dönüştürülür, doğal bir kimyasaldır. Levodopanın karbidopa ile birlikte kullanılması, levodopanın beyin içine geçmeden dopamine dönüşmesini engeller, bu da bulantıyı önler. Avrupa'da, levodopa benzer bir madde, benserazide (Madopar) ile kombine edilir. Bulantı, ayağa kalkınca baş dönmesi(bazen bayılma) gibi yan etkileri görülebilir.
Yıllar sonra hastalık ilerledikçe, levodopanın faydası azalır ve yok olur. Ayrıca, levodopa yüksek dozlarda aldığında istemsiz hareketler (diskinezi) yapabilir. Doktorunuz bulgularınıza göre dozu azaltabilir veya doz sürelerini ayarlayabilir.
Dopamin agonistleri. Levodopadan farklı olarak, dopamin agonistleri, dopamine dönüşmez. Bunun yerine, beyinde dopaminin etkilerini taklit eder. Bunlar levodopa gibi semptomların tedavisinde etkili değildir. Ancak, daha uzun ömürlüdür ve levodopanın inişli-çıkışlı etkisini kontrol etmek için levodopa ile birlikte kullanılabilir.
Dopamin agonistleri pramipeksol (pramipeksol) ve ropinirol (Requip) içerir. Kısa etkili enjektabl dopamin agonisti, apomorphine (Apokyn), hızlı bir rahatlama için kullanılır.
Dopamin agonistlerinin yan etkileri karbidopa-levodopa’ya benzer, ama aynı zamanda halüsinasyon, ödem, uyku hali ya da hiperseksüalite, kumar ve aşırıyeme gibi kompulsif davranışları içerir. Eğer bu ilaçları alıyorsanız ve karakteriniz dışında bir şekilde davranmaya başlarsanız, doktorunuzla konuşun.
MAO B inhibitörleri. Bu ilaçlar selejilin (Selejilin) ve rasajilin (Azilect) içerir. Bunlar, beyinde monoamin oksidaz B (MAO B) enzimini bloke ederek beyinde dopaminin yıkımını önlemeye yardımcı olur. Bu enzim, beyin dopaminini metabolize eder. Yan etkileri nadirdir, ancak nadiren mide bulantısı ya da baş ağrısı yapabilir. Karbidopa-levodopa tedaviye eklendiğinde, bu ilaçlar halüsinasyon riskini artırabilir. Ciddi yan etki riskinden dolayı çoğu antidepresanlarla ya da belirli narkotik ilaçlarla birlikte kullanılamaz. Bir MAO B inhibitörü ile herhangi bir ek ilaç almadan önce doktorunuza danışmalısınız.
Katekol O-metiltransferaz (KOMT) inhibitörleri. Entakapon (Entakapon) bu sınıftan birincil ilaçtır. Bu ilaç bir enzimi bloke ederek levodopa tedavisinin etkisini uzatır. Yan etkileri öncelikle istemsiz hareketler (diskinezi) riski de dahil olmak üzere artmış bir levodopa etkisine bağlı yan etkilerdir. Tolkapon (Tolkapon) ciddi karaciğer hasarı ve karaciğer yetmezliği riski nedeniyle nadiren reçete edilen başka bir KOMT  inhibitörüdür.
Antikolinerjikler. Bu ilaçlar, Parkinson hastalığı ile bağlantılı titremenin kontrolü için yıllarca kullanılmıştır. Çeşitli antikolinerjik ilaçlar Benztropine (Cogentin) ve triheksifenidil dahil olmak üzere mevcuttur. Ancak, zayıf faydalarına rağmen ciddi yan etkileri vardır.
Hafıza zayıflığı, konfüzyon, halüsinasyonlar, kabızlık, ağız kuruluğu ve idrara çıkma zorluğu gibi yan etkilerinden dolayı yaygın kullanımı yoktur.
Amantadin. Hafif, erken evre Parkinson hastalığının semptomlarının kısa süreli rahatlama sağlamak için tek başına amantadin reçete edebilir. Ayrıca, karbidopa, levodopa-ile indüklenen istemsiz hareketlerin (diskinezi) kontrolü için verilir. Parkinson hastalığının daha sonraki aşamalarında levodopa-karbidopa tedavisine eklenebilir. Ayak bileğinde ödem, halüsinasyonlar, ciltte mor beneklenme gibi yan etkileri vardır.
b-Cerrahi işlemler
Derin Beyin Stimülasyonu (DBS). Beynin özel bir parçasına implant yöntemiyle, göğüs üzerine yerleşmiş jeneratöre bağlı elektrotlar yerleştirilir. Elektrotlar beyne elektrik sinyalleri gönderir ve Parkinson hastalığı belirtilerini azaltmada faydalıdır. Doktorunuz tedavinin düzenlenmesinde gerekli DBS ayarlarınızı düzenler. Cerrahi işlem, enfeksiyon, felç ya da beyin kanaması gibi riskleri içerir.
Derin beyin stimülasyonu, genellikle ilerlemiş Parkinson hastalığı olan hastalarda, levodopa tedavisine yanıt azaldığında ya da  alınamadığında kullanılan bir yöntemdir. DBS, istemsiz hareketleri (diskinezi) ortadan kaldırmak, titremeyi azaltmak, kaslardaki sertleşmeyi azaltmak, yavaşlayan hareketleri artırmak ve ilaç dalgalanmalarını dengelemek için kullanılır. DBS, en çok levodopa düzeyindeki dalgalanmaların sonucu olarak oluşan diskinezinin tedavisinde tercih edilmektedir (ilaç düzeyinin ayarlanması ile kontrol altına alınamıyorsa). Titremenin tedavisinde, levodopa ile yanıt alınamayan hastalarda bile çok etkilidir. Ancak levodopa tedavisinin düzeltemediği diğer sorunlarda çok etkili değildir.

Parkinson hastalığında alternatif tedavi yöntemleri nelerdir?

Yorum Yaz

Yorum Yapabilmek İçin Lütfen Üye Girişi Yapınız.

Forum Köşemiz