Sedef Hastalığı - Psoriasis

Sedef hastalığı derinin yenilenmesi sırasında cilt hücrelerinde oluşan bir hastalıktır. Cilt üzerinde kuru, kırmızı pul pul dökülen lezyonlar oluşur. Uzun süreli devam eden, kalıcı bir hastalıktır.Tamamen iyileşme dönemleri olabileceği gibi, cilt lezyonlarında artmayla seyreden akut durumlar da oluşabilir. Bazen sadece ciltte hafif bir döküntü ile seyreder. Fakat daha ağır vakalarda birlikte eklem iltihabı da olabilir (artrit).
Sedef hastalığının kesin nedeni bilinmemektedir. Vücudun bağışıklık sistemi hücrelerinin (T hücreleri) çalışmasında bozukluk vardır.
Dünyanın nüfusunun % 1-2 sinde sedef hastalığı görülür. Özellikle kuzey Avrupa ülkelerinde sıktır. Eskimolar ve zencilerde de seyrektir. Kadın ve erkeklerde aynı sıklıkta ortaya çıkır.
Herhangi bir yaşta ortaya çıkabilen sedef hastalığı en sık 20-30 yaşları arasında başlar.
Başlangıç yaşına göre hastalık 2 grupta incelenebilir. Sedef hastalığı 40 yaşından önce
başladığında erken başlangıçlı, 40 yaşından sonra başladığında ise geç başlangıçlı sedef
hastalığı olarak değerlendirilir. Erken başlangıçlı sedef hastalığı daha şiddetli seyretme
eğilimi gösterir. Yine bu tipte ailede sedef hastalığına daha sık rastlanır.  Sedef hastalığı mikroplarla oluşan bir hastalık değildir. Bu nedenle de hastalığınızı bir başkasına bulaştırmanız söz konusu değildir.
Sedef hastalığında sınıflandırma şu şekildedir:
En sık görülen formu plak tipi sedef olup deride, özellikle diz, dirsek, sırtta ve sakrum denen kuyruk sokumunda kızarıklık, pullanma ve deride dökülme ile karakterizedir. Fakat hastalık başka şekillerle de görülebilmektedir.
Plak tipi sedef (psoriazis) : Hastalığın en sık görülen türüdür. Diz ve dirseklerde kızarık, pullanan ve kabuklanmalar yapar.
Ters (inverse) sedef : Sıklıkla koltuk altı, kasıklar gibi derinin katlanma yerlerinde ortaya çıkar. Sıklıkla kesin tanı öncesinde diğer egzama türleriyle karışır.
Eritrodermik sedef : Hastanın tüm vücudunda yaygın kızarıklık ve deri dökülmesi bulunmaktadır. Hastada sıvı ve elektrolit dengesizliğine neden olabildiğinden sıklıkla hastane şartlarında tedavi edilir.
Damla (guttat) tipi sedef : Özellikle çocuklarda, genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası görülen sedefin bu türünde sedef yaraları damlalar şeklinde tüm vücutta görülür.
Sedef hastalığının şiddeti, görüldüğü bölgeler, ve görünüşü, çeşidine bağlı olarak değişiklik gösterir. Plak tipi psöriazis en yaygın formudur, her beş sedef hastasından dördünde bu tip görülür. Bunun dışında, guttate, püstüler, inversa psoriasis ise daha az yaygındır, eritrodermik psöriazis ise çok nadir görülür.
Sedef Artriti:
Her 10 sedef hastasından yaklaşık 2’sinde ortaya çıkar. Sıklıkla 40 yaşlarında görülür.
Şikayetler tek bir ekleme (diz eklemi, kalça eklemi vb.) sınırlı olabilir. Hastaların önemli bir
bölümünde ise romatoit artrite benzer şekilde 5’den daha çok eklem, özellikle de el eklemleri
etkilenir. Eklemlerde ağrı, kızarıklık ve şişlik gözlenir.
Çoğu hastada vücudun herhangi bir yerinde sedef hastalığına ait deri belirtileri vardır. Sedef
hastalığının eklem tutulumunda, tırnak tutulumuna sık rastlanmaktadır. Yine güncel bilgiler
saçlı deri ve kalçalar arası bölgede sedef hastalığı olanlarda eklem tutulumunun daha sık
görüldüğüne işaret etmektedir.
Tırnak tutulumu : Sedef hastalığında hastaların yaklaşık yarısında el, her 3 hastadan 1’inde de ayak tırnakları
tutulur. Eklem tutulumu olan hastalarda daha sık görülür. 

Pek çok faktör hastalığın ortaya çıkmasında etkilidir. Bunlardan bazıları şunlardır:
-Boğaz iltihabı (streptokok bakterisi) veya ağızda mantar enfeksiyonu (pamukçuk)                                                              -Ciltte oluşan hasarlar (çizik, kesilme, böcek ısırması, güneş yanığı vb)      
-Stres 
-Soğuk hava
-Fazla alkol tüketilmesi
-Sigara kullanımı
-Obesite
-Bazı ilaçlar (lityum, B blokerler, kinin, iyotlu bileşikler vb  )
-Aile hikayesi: Sedef hastalığı olan kişilerin %40’ında akrabada da sedef hastalığı vardır.

Tedavi:
Sedef hastalığı olan kişi bazı önlemler alarak, cilt lezyonlarını tedavi edebilir. Bu önlemler şunlardır:
-Günlük duş alınmalıdır. Bu şekilde iltihaplı cilt yatışır ve yumuşar. Kabuklar dökülür. Sert sabunlamadan ve sıcak sudan kaçınmak gerekir.
-Nemlendirici kullanılmalıdır. Günde birkaç kere uygulanabilir.
-Etkilenen alanlar nemlendirici sürüldükten sonra plastik bir bantla gece boyunca kapatılır. Sabah dökülen pullu deri temizlenir. Sabah ılık suyla duş alınır.
-Güneş ışığının (UV B ışınları)  sedeften etkilenen alanların üzerinde iyileştirici etkisi vardır. Orta derecede güneşte kalmak iyileşmeyi hızlandırır.
-Salisilik asit, kömür katranı, kortikosteroid, D vitamini, A vitamini vb. içeren kremler tedavide kullanılmaktadır. Kortizonlu kremler çok dikkatli kullanılmalıdır. Akut alevlenmeyi tedavi etse de sonrasında lezyonlarda hızlı bir tekrarlama olabilir. Ayrıca uzun süreli ve kontrolsüz kullanımda ciltte incelme, ince damarlarda artış(Telenjektazi) görülebilir. Mutlaka doktor kontrolünde ve güvenli aralıklarla kullanılmalıdır.
-Sağlıklı beslenme çok önemlidir. Besin takviyesi olarak günde 3 grama kadar alınabilecek omega3 takviyesi faydalı olabilir.
-Lezyonların üzerine uygulanacak Aloe vera jel cildi rahatlatır
-Günde 1 tatlı kaşığı zerdeçal vücuttaki iltihabı iyileştirir. Tedavide başarılı sonuçlar alınan hastalar rapor edilmiştir.

Sedef hastalığının tedavisinde kullanılan pek çok tedavi ajanı vardır. Her hasta için hastaya uygun özel bir tedavi planı uygulanmalıdır. Yukarıda bahsedilen önlemler sadece hafif cilt lezyonlarının tedavisinde etkilidir. Eğer;
-Lezyonlarda ciddi bir artış olduysa,
-Gündelik hayatı etkiliyorsa,
-Eklemlerde şişme ve ağrı varsa,
-Genel vücut görünüşünü olumsuz etkiliyorsa mutlaka doktor kontrolünde tedavisi yapılmalıdır.

Medikal (Tıbbi) tedavi
Tedavi kararı verirken hastalığın şiddeti, yaygınlığı, hastanın yaşam kalitesine olan etkisi ve kişinin genel sağlığıyla ilgili özellikler göz önünde bulundurulur. Hastalık hafif ve bölgesel olduğunda sürülen ilaçlar kullanılır. Hastalık daha yaygın veya şiddetli ise ya da sürülen ilaçlara yanıtsızsa ultraviyole tedavisi (PUVA, Dar Bant UVB, Excimer Lazer/Işık) uygulanabilir. Bu tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda ağızdan alınan, iğne ya da serum şeklinde verilen tedaviler uygulanabilir.
1-Lokal(sürülerek) uygulanan tedaviler :
Kortizon İçeren  İlaçlar (Merhem, krem vb..) :
Kortizon içeren ürünler tedavide oldukça etkilidirler. Genellikle deride merhem, saçlı deride losyon formları tercih edilir.
Kontrolsüz kullanımda uzun sürede cildi inceltebilir, sivilce oluşturabilir, tüylenmeyi arttırabilirler. Bu nedenle hekim tarafından önerilen ürün , önerilen sürede kullanılmalıdır.
Sedef hastalığında, çok  nadir durumlar dışında kortizon içeren hap veya iğnelerin kullanılmasının kesinlikle hatalıdır. Kortizonlu hap ve iğneler hastalığı süratle baskılarlar ancak bırakıldıklarında belirtiler eskisinden daha şiddetli olarak geri gelir.
D Vitamini Benzeri İlaçlar:
D vitamininin bağışıklık sistemini düzenleyici ve sedefli dokuda hücrelerin aşırı üremesini engelleyici özelliği vardır. Sürülerek kullanılan bu tür ilaçlar kortizondan farklı olarak deriyi inceltmez, uzun dönem kullanımda emniyetlidir.
Antralin (Ditranol):
Sedefli dokudaki aşırı hücre artışını baskılar. Kortizondan farklı olarak deriyi inceltmez ve güvenilirdir. Ancak önemli bir yan etkisi deriyi boyamasıdır. Tedavi sırasında deri kahverengi renk alabilir. Bu, kısa sürede kendiliğinden kaybolur. Ayrıca bazen cildi tahriş edebilir. Bu yüzden çok dikkatle ve önerilen sürede kullanılmalı ve göz kapağı, kol altı, kasık gibi hassas bölgelere sürülmemelidir.
Nemlendiriciler:
Sedef Hastalığında deri kalın ve kurudur. Nemlendiriciler pullanmayı azaltır, gerilme ve kaşıntıyı azaltırlar. Ayrıca diğer sürme ilaçların etkinliğini güçlendirirler. Son derecede emniyetli ve yararlı destekleyici ürünlerdir ve uzun süre kullanımları güvenlidir. Tüm bu nedenlerle sedef tedavisinde çok önemlidirler.
2-Fototerapi:
Bu terim ultraviyole ışığın ( güneş ışığının tedavi edici özellik taşıyan dalga boyları) değişik
formları, bazen de özel tabletler alarak uygulanan tedaviyi ifade etmektedir. Sedef çok yaygın
olduğunda, topikal tedavilerle düzelmediğinde ya da tedaviden hemen sonra tekrarladığında
kullanılır. Topikal tedavi fototerapi sırasında genellikle devam eder.
Özel makinalar kullanılarak ultraviyole ışığın (UV) iki tipi verilebilir: UVA ve UVB. Normal
güneş ışığının değişik parçaları vardır. PUVA denen tedavi yönteminde UVA tedavisi
Psöralen tabletleri ile desteklenmektedir. UVB ile tedavide tablete gerek yoktur.
Hem UVB hem UVA tedavisi çok dikkatli verilmeli ve birkaç hafta boyunca haftada 2-3 kez kontrole gidilmelidir.
3-Sistemik tedaviler:
Size sistemik bir tedavi başlanacağında doktorunuz tedavinin riskleri konusunda sizi
bilgilendirecektir. Tüm ağızdan tedaviler klinik ve kan testleri gerektirir; ve çoğu diğer ilaçlarla
etkileşir. Kadın hastalar sedef hastalığı için ilaç tedavisi alırken gebe kalmamalı; hatta erkek
hastalar da bu dönemde çocuk sahibi olmaktan kaçınmalıdır.
Genel hap tedavileri asitretin (vitamin A ile ilişkili), siklosporin (immün sistemi baskılar),
metotreksat (psöriasisteki deri hüvrelerinin bölünme hızını azaltır). Sedef hastalığının ağır
formları için enjeksiyonla uygulanan yeni çıkan tedavi şekilleri de vardır (efalizumab,
etanercept ve infliksimab).

Sedef hastalığının seyri nasıldır?
Sedef hastalığı önceden kestirilemeyen ataklar ve iyilik dönemleri ile genellikle uzun süreli
bir seyir izlemektedir. Yaklaşık her 3-4 hastadan sadece 1’inde hastalık tamamen
kaybolabilir. Sedef hastalığının guttat formu daha kısa sürme eğilimindedir. Hastalığın
belirtileri ve şiddeti kişiden kişiye ve hatta aynı kişide zaman içinde değişiklik gösterebilir.
Genel olarak hastalığın şiddeti zaman içinde (ileri yaşlarda) azalma gösterir.

 
Gebelik (hormonal faktörler) hastalığın seyrini etkiler mi?
Sedef hastası gebe kalabilir. Gebeliğin hastalık üzerine olan etkisi oldukça değişkendir.
Ancak aynı kişide tekrarlayan gebeliklerin hastalık üzerine olan etkisi benzerdir. Genel
anlamda hastalık gebelik döneminde düzelme eğilimindedir. Sedef hastalığı genellikle doğum
sonrasında ataklarla eski seyrine geri döner. Gebelik süresince hastaların çok küçük bir
bölümünde ani püstüler psoriasis atağı gelişebilmektedir.
Gebelik ve emzirme döneminde kullanılan ilaçların güvenli olup olmadığı mutlaka doktora
danışılmalıdır.
 

Yorum Yaz

Yorum Yapabilmek İçin Lütfen Üye Girişi Yapınız.

Forum Köşemiz